***
Şehirlerin insan algısı ve amelleri karşısında bir duruşu vardır. Alış ve veriş, karşılıklı gerçekleşen bir iletişim hâli olduğu gibi, insanların şehirlere kattıkları kadar aldıkları da vardır.
Şehirlerin tarih sürecinde geçirdiği değişimler ve bu dönüşümlerin sosyal hayata yansımaları, mevcut durumu anlamak ve geleceğe yönelik tahminler yapmak ana dayanak noktamızdır.
*
Televizyonun siyah beyaz olduğu 1980’li yılların kış mevsimleri boyunca TRT 1 haberlerinin vazgeçilmeziydi İstanbul'daki hava kirliliği. Şehrin üstüne kabus gibi çöken siyah bulut tabakası günlerce, aylarca durur ve insanlara hayatı kabus ederdi. Milyonlarca insanın yaşadığı bir şehirde o dönemin ısınma imkanları ile kış mevsimi boyunca böyle bir manzaranın yaşanması kaçınılmaz bir durumdu.
O dönemden günümüze kadar 35-40 yıllık bir süre geçti ve şehirler değişti. Isınma şekilleri değişti. Yaşadığımız ülkenin refah seviyesi yükseldi. Kişi başına düşen milli gelir arttı. Hükümetler sosyal devlet anlayışını ilerletmek adına devlet imkanlarını halkın hizmetine sunmaya başladı.
Sosyal devlet olma adımları hızla atıldı. Her ilde, her ilçede sosyal yardımlaşma ve dayanışma kurumları açıldı. Bu kurumların kapısında uzun kuyruklar oluştu. Çok yoğun mesailer harcanarak ülkenin her yerinde bulunan sosyal yardıma muhtaç insanlara yardım eli uzatıldı.
İlçemiz de bu süreçten nasibini alan yerlerden biri oldu. Yıllardır hemen hemen her evin bahçesinde, her binanın kalorifer dairesinde, her caddenin kaldırımında rastladığımız “Para İle Satılmaz” torbaları yapılan devasa sosyal yardımın boyutlarını gözler önüne sermektedir.
Sosyal yardım zaman içinde öyle etkili olmaya başladı ki; şehir bedavaya ısınma aşamasına geldi. Köylerde yaşayan insanlar bile geleneksel ısınma yöntemlerini terk edip “Para İle Satılmaz” torbaları ile ısınmaya başladılar. Sosyal yardım sayesinde eski zahmetli alışkanlıklarını terk edip kolayca sahip olabilecekleri bir yaşam biçimine geçtiler.
Bacası tüten bu mutluluk tablosunun gerçek yüzüne baktığımızda çatı saçları çok kısa sürede çürüyor, dış duvar boyaları kirleniyor, yağan karın rengi anında farklılaşıyor, havadaki oksijen miktarı günden güne azalıyor, solunum yolu rahatsızlıkları sebebiyle hastaneler neredeyse çalışamaz duruma geliyor, acil kliniklerde çalışan doktorlar aşırı hasta yoğunluğundan şikâyetçi oluyorlar.
Kömür yardımının toplum sağlığı üzerinde bu kadar etkili olduğunu gören yetkililer son birkaç yıldır birçok devlet kurumuna da “Para İle Satılmaz” torbalarını almaya başladılar(!) Kamyonlar yetmedi, tırlar ve tren vagonları ile uzak memleketlerden taşınarak getirildi “Para İle Satılmaz” torbaları. Şehrin hava sahası sağlığı artık emin ellerde(!)
Hava sıcaklıklarının eksi derecelere düştüğü bu günlerde işin gerçek yüzüne dönüp baktığımızda sabahları dışarı çıkıp rahat bir nefes alamaz duruma geldik maalesef. Akşamları evde otururken temiz hava almak için camı açtığımızda içeriye dolan kömür kokusundan dolayı nefes alamaz olduk.
100 bin nüfuslu Yüksekova hava sahasına salınan zehirli gaz oranı en yoğun fabrika ağının olduğu sanayii bölgelerini geçecek duruma geldi. Soruna çözüm bulması gereken yetkililer ve kurumlar ise sorunun bir parçası olmuş durumdalar.
Teknolojinin ilerlediği, dünyanın her gün yeni bir ısınma kaynağı keşfettiği 2025 yılının ilk aylarında biz, günümüzden kırk yıl geriye dönüp siyah beyaz bir İstanbul manzarası yaşıyoruz. TRT de artık dumanlı hava sahası manzaralarını göstermiyor. Her şehir doğal gaza kavuştu ve artık her yuva güllük gülistanlık TRT’nin gözünde. “Para İle Satılmaz” mutluluğu şehirlere ve en ücra köylere kadar uzandı.
*
Şehir demek insan demek. Şehir demek anlayış demek. Şehir demek alınan hava demek, sağlık demek. Şehirler, ülkeler ve yönetimler hakkında en aleni göstergelerdir.
Yaşadığı şehre, insanına ve havasına değer veren insan profiline ulaşmak için büyük bir gayret ve dönüşüm gerekiyor.